Lösemi Başlangıcı: Bir Genç Kızın Günlüğü
Kayseri’nin dar sokaklarında sabahları yürürken güneşin sıcaklığını hissediyor, ama bir taraftan da bir gariplik vardı içimde. Her şey normaldi, gibi… Ama değilmiş. 25 yaşındayım. Birçok şey yaşadım, çok sevinçlerim, hüzünlerim oldu. Ama hiçbiri, şu an hissettiğim bu kadar belirsiz ve korkutucu değildi. Bunu hissettiğimde, içinde bulunduğum dünyanın ne kadar sarsıcı olduğunu fark ettim. Yavaş yavaş ne olduğunu çözmeye başladım ama… korkuyordum. Şüphelerim vardı. Her şey bir anda hızla değişmeye başlamıştı.
Üç Günlük Başlangıç: Yorgunluk
Birkaç hafta önce, sabahları uyandığımda hep çok yorgundum. Kahvemi içtikten sonra bir nebze geçiyor gibiydi, ama akşamları yatarken, sanki tüm gün boyunca bir yük taşıyormuş gibi hissediyordum. İşe gitmek, bir şeyler yapmak, ev işleri… Hepsi bana, her zamankinden çok daha ağır geliyordu. Bir akşam, bir arkadaşımın doğum günü partisindeydim. Eğlenmek yerine, yorgunluktan oturacak yer arıyordum. Herkes sohbet ediyor, gülüyordu ama ben… sanki bedenim benden bir adım önde, yerinde sayıyordu. İçimden “Ben neden buradayım? Neden herkes gibi enerjik olamıyorum?” diye sordum.
Evime döndüm, daha doğrusu zorla döndüm. Ayaklarım sanki taş gibiydi, bir adım atmak bile çok zor. O gece, içimde bir şeyler kötüye gitmeye başlamış gibi hissettim. Ama yine de durup durup kendime “Herkes yorgun, bu da geçer” dedim. Ertesi gün işe gitmek zorundaydım, gitmedim de diyemezdim. Ama gitmek bir şeydi, gitmek zorunda olmak başka bir şeydi.
Kan Testi ve Bekleyiş
Bir hafta sonra, ateşim yükselmeye başladı. Bir gece 38.5°C’ye kadar çıktı. Her zamankinden farklıydı. Derhal bir sağlık ocağına gitmeye karar verdim. Sağlık ocağındaki hemşire, normalde rutin bir test yapacaklarını söyledi. Hızla birkaç tüp kan aldılar. “Bunlar genellikle grip, soğuk algınlığı ya da başka bir şey için oluyor. Ama gene de bir bakacağız” dediler. O an aklımda hiç bir şey yoktu. Ama bir içimdeki his bana, bir şeylerin farklı olduğunu söylüyordu.
Saatler sonra, telefonum çaldı. Arayan kişi, sonuçlarımın kötü olduğunu ve hemen doktora gitmem gerektiğini söyledi. Başım döndü. “Ne demek kötü?” diye sordum. O cevabı veremedi. Sadece “Lütfen en yakın hastaneye git” dedi. O an ne yapacağımı bilmiyordum. Bir şeyin ters gittiğini hissediyordum ama “Bu olamaz, ben henüz genç bir kadınım” diyordum. Ama içimdeki korku, mantığımın önüne geçmeye başladı.
İlk Doktor Ziyareti
Bir iki gün sonra, hastaneye gittim. Doktor kan testi sonuçlarımı inceledi ve bana bakarak “Bize biraz daha ayrıntılı testler yapmamız gerekebilir. Bazen bağışıklık sistemindeki sorunlar, kanın üretiminde bozulmalara yol açabiliyor” dedi. Ben de o kadar korktum ki, her şeyin normal olduğunu düşünmek istedim. “Bana bir şey olmaz. Ben de bu kadar iyi bir hayat sürerken, bir şey olamaz. Sadece biraz fazla yoruldum” dedim ama içimde bir şeyler, beni durup düşünmeye zorluyordu.
Ayrıntılı testler yapıldı. Kanser kelimesi ilk defa ağzımdan çıktı. Ama inanamıyordum. Bu kelime benden çok uzaktı. Bir yanda doktorlar, bir yanda başımda dönmeye başlayan bir dünya… Hangi birine inanacaktım? Ne söyleyeceğimi bilemiyordum.
Lösemi Tanısı
Sonuçlar geldi. “Lösemi” kelimesi, gerçek bir kabus gibi, karşımda dans etti. O kadar saf ve güzeldim ki, hayatımda neler olduğunu düşünmeden önce, ne yapmam gerektiğini bile anlayamadım. “Ama ben sadece 25 yaşındayım! Lösemi nasıl olabilir?” diye bağırmak istedim, ama hiçbir şey çıkmadı ağzımdan. Kafamda dönen binlerce düşünce, gözlerimdeki yaşlar arasında kayboldu.
Bir gece yatağımda tek başıma ağladım. “Beni niye seçtin?” diye haykırmak istedim ama yine de hiçbir şey söyleyemedim. Bu, öyle bir sınavdı ki… Ne zaman daha iyi hissedebileceğimi, hayatımın nereye gideceğini, ne olacağını bilemiyordum.
Umut ve Mücadele
İlk başta “Yavaşça iyileşirim” diye düşündüm ama her geçen gün daha da kötüye gidiyordum. Yalnız hissettim. Herkes gibi yürümek, koşmak, dans etmek istedim ama sanki bedenim beni satıyordu. Bir yanda çaresizlik vardı, diğer yanda ise içimde bir güç. Kendime söyledim, bu yolu yalnızca kendim geçebilirim. Kimse benim yerime mücadele edemezdi. Ve bir şekilde iyileşeceğime inandım. Hâlâ daha iyim.
Daha sonra kemoterapiye başladım. Bazen çok zorlandım, bazen uyandığımda hiç enerji kalmadığını düşündüm. Ama her gün, biraz daha güçlü bir şekilde uyanıyordum. “İyileşeceğim, her şey düzelecek” dedim. Evet, zaman zaman kaybolan umutlarım oldu ama sonunda kazandım. Yeniden hayata tutundum.
Sonuç
Lösemi başlangıcı, belki de hayatta en beklenmedik anlardan biri olarak geldi ama aynı zamanda bana güçlü olmayı öğretti. Korkularım, belirsizliklerim vardı ama bir şekilde geçtim. Bunu başarabileceğimi o an fark ettim. Bu hastalık bana hayatı farklı bir açıdan görmeyi öğretti. Hayat her zaman mutlu, kolay olmayabilir, ama önemli olan pes etmemek. 25 yaşımda başladığım bir yolculuk, bugün bir umut ışığına dönüştü. Kimse için geç değil, bir şeyler değişebilir. Ve değişecektir.